YARALI HÜSEYİN

       Cepheden ağır yaralı olarak getirirler Hüseyin isminde bir delikanlıyı. Öğle ki vücudu parçalanmış tedavi olacak hali kalmamıştır. Doktor; yaralıda kurtuluş ümidi olmadığı için: “Evladım senin yaran hafif, müsaaden olursa seni şu gölgeye koyalım orada biraz bekle. Diğer kardeşlerinin yaralarını sarayım.” Der. Hüseyin çavuş “tamam öyle olsun.” Diyerek kenarda beklemeye başlar. 

      Yarasının verdiği acıya zorlukla dayanıyor. İniltiler içinde kıvranıyor. Bir taraftan da gelen yaralıları göz ucu ile izliyor. Bakıyor ki çok ağır yaralıları kendisi gibi kenara beklemeye alıyorlar. O zaman kendilerinde kurtuluş ümidi olmadığını anlıyor. Son nefesini vermek için bekliyor. Bir ara kumanya dağıtılıyor. Kendisine kuru bir ekmek parçası uzatılıyor. 

– Hüseyin Çavuş kumanyanı al. Hüseyin çavuş cesaretini toplayarak şöyle söyler;

– Ben biraz sonra mertebeme kavuşacağım. Artık son demimdir. O ekmeği başka bir kardeşime veriniz. Hiç olmaz sa vücuduna fer gelsin, daha iyi çarpışsın.  Diyerek ekmeği kabul etmez. Kısa bir süre sonra da Kelime-i Şahadet getirerek mertebesine ulaşır.

       İşte Çanakkale’yi geçilmez yapan bu ruh ve bu heyecandır.

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: